RUHUN ANTİ-VİRÜS SİSTEMİ

By in Din - Mitoloji on 15 April 2016

Bugün içimde bir sıkıntı hissettim, yaşadığım bir olaya verdiğim iç tepkilerim hoşuma gitmemişti. Canım sıkıldı ve düşünmeye başladım, neden böyle bir ruh haleti içine girmiştim. Mülk suresini okumak amacıyla Kuran-ı Kerim’imi açtım ve okumaya başladım ve bir yandan da beynime hücum eden düşünceleri, zihnimde yoğuruyordum. Nedenini kendimce anladığıma kanaat getirdiğim problemin çözümünü düşünüyordum şimdi. Okuma esnasında sayfa sonlarında gayri ihtiyari bir kaç kez duraksamak zorunda kaldım, hayal halini alan fikirlerimin videosunu seyretmek için. Her derde derman kutsal kitabımız önümde açıktı ve ben hayalimde kurduğum ruh dünyasının parçalarını birleştirmeye çalışıyordum.

Bende sıkıntıya sebep olan durumun ana nedeni; beş duyu organım vasıtasıyla ruhsal bedenime girmek için gelen bilgilerin alınış biçimiydi. Bir benzetme ile somutlaştıracak olursak, aslında durum tam olarak anti-virüs programı olmayan bir bilgisayara veri yüklendiğinde, girdinin zararlı veya zararsız olmasının kontrol edilmeden içeriye alınmasi gibi. Anlatmak istediğim ve hayalini kurduğum; ruhsal bedenimizin anti-virüs sistemiydi işte. Bu öyle bir sistem ki bileşenleri; akıl, zihin, vicdan, niyet, ihlas, ihsan ve nihayet kalp.

Beş duyu organımız, dış dünyada pek çok şeyden veri alır, çoğunun farkında bile değildir, anti-virüs sistemi olmayan ruhlar. Bazen karşımızdaki insanlardan, bazen okuduğumuz kitaplardan, bazen dinlediğimiz bir müzikten, dokunduğumuz bir dikenden, kokladığımız bir çiçekten…

Hafız ve Selam olan Allah’ın adıyla işleyen bu anti-virüs sisteminde, bütün veriler ruhsal bedene girmeden önce akıl eleğine düşüyor. Akıl burada bir ön eleme yapıyor, mevcudundaki önceden iyi, kötü, vasat, çok kötü, çok iyi diye nitelendirdiği verilerle gelen verileri karşılaştırarak, kötü ve çok kötü olanları direk kapının dışına atarken diğerlerini niteliklerine göre öncülleyerek zihin harmanına yolluyor. Bu harmana düşen veriler burada, derin işlemlerden geçiriliyorlar, öyle ki bazı veriler kendi özelliklerini tamamen yitirip, niyetin onlara verdiği özelliklerle donanıyorlar.

Zihin, işleminin tamamlandığına kanaat getirdiği verileri vicdan nehrine yolluyor. Vicdan nehri gelen misafirlerini güzelce temizleyip, onlara ihlas ve ihsan elmaslarını takıyor. Bazen temizleyemediği elmaslar, takamadığı veriler de oluyor, bunların ya akla geri gönderilip tekrar işlemlerden gerçirilmesi sağlanıyor ya da akıl tarafından direk atılıyor. Bütün bu süreçlerde, düşmanlar (nefis ve seytan) aktif rol oynuyorlar ve sürecin sağlıklı ilerlememesi için çesitli tuzaklar kuruyorlar. Öyle ki bazen vicdanın temizleyemediği veriler de tohum halini alıp kalbe ekilmeye gönderilebiliyorlar.

Nihayet vicdanda işlemini tamamladıktan sonra tohum haline getirilen veriler, Rahman’ın yeri olan kalbe ekilmeye gönderiliyorlar. Burada tohumların güneşi, Rabb’in rahmetidir, Rahman ve Rahim’dir O. Suyu Rabb’in sevgisidir, Vedud’dur O. Koruyucusu Rabb’in muhafazasıdır, Selam ve Hafız’dır O. Hani az önce demiştik ya, vicdanın temizleyemediği tohumlar da kalbe ekilmeye gönderilir diye, Rabb’in rahmaniyeti onların ekilmesine izin vermez orada, arafta beklerler. Kalp ne zaman Rabb’inden uzaklaşırsa, gaflet karanlığı üzerini kaplamaya başlarsa o zaman ekilmeye fırsat bulurlar ve bu gaflet hali devam ederse, günah fikrinin amele dönüşmesi ile, kalpte siyah bir filiz oluşarak kara nokta halini alır. Rabb’im günah tohumlarıyla aramızı doğuyla batının arasını açtığı gibi uzak eylesin. Orada elmaslarla ekilmiş tohumlar filiz verip ağaç olmak ve meyve vermeye başlamak için heyecanla bekleşirler. Ne zaman ki Rabb’ül alemin Fettah ismiyle hayırlı kapılar açar kuluna ve kul iradesi ile hayr olan yola girmeyi tercih ederse, sanki anahtarına basılmış lamba gibi işık saçarak başını kalp toprağından çıkarır o elmaslı tohumlar ve artık salih amel olma süreci baslamış olur. Rabb’im ona layık, hakiki imana sahip ve salih amellerini arttıran kullarından olmayı nasip eylesin.

Kulluğun en güzel şekilde ifade edildiği Fatiha suresinin mealiyle bitirmek gönlüme hoş göründü. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O Rahman ve Rahim’dir. Din gününün sahibidir. Yalnızca ona ibadet eder, yalnızca ondan yardım dileriz. Bizi sırat-i müstakime(hidayet yoluna) sevk eyle Allah’ım. Nimet ve lütfuna nail ettiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil…

Gülcan Baran

 

11.05.2016

(Visited 188 times, 1 visits today)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *