YALNIZCA TAKSİCİLER Mİ?

By in Genel, Hayat on 30 June 2016

Ben hayatımda hiçbir meslek erbabından bu kadar rica minnet karşılığı hizmet aldığımı bilmem. “Kısa mesafe ama çocukla gitmem mümkün değil. Size de zahmet olacak. Hava da çok sıcak hiç yürünecek gibi değil vs vs…”  Özellikle İstanbul’da yaşayıp taksiciler ile sorun yaşamayan yoktur herhalde. Elbette hepsini zan altında bırakmaktan imtina ederim ama pek çok kez fırsatçılık yaptıklarına şahit oldum. Atatürk Havalimanı’nda yaşanan hadise ise artık zurnanın zırt dediği yerdi.

Toplum içerisinde yalnızca bir meslek grubu üzerinden ahkam kesmek ve etik değerler açısından yalnızca bir grubu eleştirmek ne kadar doğru bir davranış olur peki? Bu yozlaşmada tek etken taksiciler değil elbet. Maalesef gözü açıklığın, fırsatçılığın ve kurnazlığın bir erdem olarak servis edildiği bir coğrafyada yaşıyoruz ve hepimiz bunu kanıksamış durumdayız. Bir anne çocuğunu sıra beklemek yerine aradan gir bana önden yer tut diye tembihliyorsa, bu fırsatçılığın tohumlarını atmak değil midir? İşte o çocuk büyüdüğünde trafikte hiç kimsenin hakkına riayet etmeksizin önünüze kırmayı kendisine hak görecektir. Kendi vicdanını rahatlatacak sözler ise hazır: “Üniversite mezunu okumuş etmiş hatta müdür olmuş adamlar dahi önümüze kırıyor. Onlar yaparken benim yapmam mı anormal?” ya da “Herkes yapıyor.” Bir toplumun ahlaki değerlerini o ülkenin trafiğinden okumak mümkündür! Ve maalesef biz çoktan sınıfta kalmış durumdayız.

Polonyalı yönetmen Kieslowski‘nin 1987 yapımı ünlü filmi Przypadek (Kör Talih)’te, Witek Varşova’ya giden trenin arkasından koşar. Film, bu koşunun 3 farklı olasılıkla sonuçlanmasının ardından Witek’in hayatının geri kalan kısmının nasıl gelişeceği üzerine varsayımları anlatır. Trene yetişmek ve kaçırmak arasındaki ufak zaman kırıntılarının bir insanın hayatını ne derece değiştirdiğini görmek beni çok etkilemişti. Bu sebepten olsa gerek, insanların geneline çok basit görünen trafikte başkasının hakkını gaspetme fırsatçılığı bana muazzam korkunç bir olay olarak görünüyor. Ya benim ufacık bir bencilliğim yüzünden pek çok insan zincirleme olarak zarar görürse? Önüne kırarak ya da ters yola girerek hakkına girdiğim onca insandan helallik almanın mümkün olmaması da işin başka bir boyutu.

Fırsatçılık yalnızca trafikte de yaşanmıyor tabi. Boğaz köprüsünden geçerken para vermemek için türlü hilelere başvuran ve bunları övgüyle anlatan insanlar… İş yerinde ne kadar kaytarsam kârdır hesabı yapanlar… Malının güzellerini öne koyup torbaya çürük çarık atan pazarcılar… Ben şu kadar fiyat çekeyim de nasılsa pazarlık yapar diye hesap yapan emlakçılar…

Efendimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyuruyor: كما تكونوا يُوَلَّى عليكم “Nasıl olursanız, öyle idare edilirsiniz.” (Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl, 6/89) Unutmayalım ki, bir şeyin altında ne varsa kaymağı da o cinsten olur. Yoğurdun üstünde, yoğurt kaymağı, sütün üstünde süt kaymağı, şapın üstünde de şap kaymağı… Bu düzen ancak erdemli insanların “Aman onlarla mı uğraşacağım?” demek yerine, haklarının gasp edilmesine itiraz etmeye başladıkları zaman düzelir. O halde herkes payına düşen sorumluluğu yerine getirmeli.

30.06.2016

Melike Çelik
instagram:@mlkcelik

 

(Visited 671 times, 1 visits today)

One thought on “YALNIZCA TAKSİCİLER Mİ?

  1. 1

    Daha dün yolda durdurduğum taksici taksimetreyi açmadan en fazla 6 liralık mesafede 9 lira istedi. İtiraz edince de “insanlık ediyoruz arabaya alıyoruz sen laf ediyorsun”dan başlayan, “inşallah bir gün yolda felan kalmazsın”,”bagaj parası vermiyorsun” ile biten bir ton şey zırvaladı. Tabi 3 liramı bırakmadım 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *