GAZOZ KAPAĞINA

By in Hayat on 23 July 2017

Hatırlar mısınız gazoz kapağına kurduğunuz düşleri, sevinçleri, dostlukları? Gazoz kapağı deyip geçmeyin.

Evet, belki şimdilerde bu dostluklarınız gazoz kapağı kadar önemsiz kaldı hayatınızda ama çocukluğunuzun en güzel oyunlarını yaşatmadılar mı sizlere?  Bir dönemin siyah beyaz fotoğraflarının en renkli siması oldu bu kapaklar. Uğruna ne kavgalar, ne politikalar yaşandı çocukların yönetimindeki eski sokaklarda.

Johan Huizinga (Hollandalı tarihçi) ’ya göre oyun; kültürü var eden, kültürün temelinde var olan olgulardan biri. Gazoz kapakları, bir dönem bizim kültürümüzün en önemli oyuncaklarından biriydi.  Sokakların otomobillere terk edilmediği yıllarda, sokağın nabzını gazoz kapakları tuttu. 80’lerin çocuklarının en gözde oyunu oldu. Elbette, bir kapak bulma uğruna çekilen çileler de oyuna dâhildi.  

Çocuğun dünyasını şekillendiren oyun ve oyuncaklardır. Çocuk oyunları, toplumsal gelişimin ve kişilik gelişiminin önemli bir parçasını oluşturur. Her bir kapağın bir değeri vardı bu oyunlarda. Yaygın kapaklar 1’likken, ender bulunanlar 100’lüktü mesela. Çocuklar ekonominin en temel öğretilerinden birini küçük yaşlarda öğrenmiş oluyorlardı bu sayede.

Kapak oyunlarının kaidesi karşısındakini ütmek üzerineydi. Bunun için de el mahareti gerekirdi. Zengin ve fakir çocukları aynı zeminde eşitleyen gazoz kapakları, bu eşitliği yalnızca el mahareti üstün olanın lehine bozardı. Belki de gazoz kapakları insan emeğinin ve gücünün en güzel sembolüydü o dönem. Çocuklar yalnız rekabeti değil aynı zamanda paylaşmayı ve dostluğu da öğrendiler bu kapaklarda.

Şimdilerde bir torba dolusu gazoz kapağı verseniz bugünün çocuklarına, yüzünüze tuhaf tuhaf bakarlar büyük ihtimalle. Eşyayı işlevinin dışında kullanıp bunlar üzerinden yeni oyunlar kurmayı bilmeyen çocuklarımız, en güzel sermayeleri olan hayal güçlerini yitiriyorlar maalesef.

Sunay Akın çocukluğundaki oyunlarından şöyle bahseder Trapezci şiirinde:

Gemi yaptığın terliklerin içinde

Bırakırdın düşlerini

Halının mavi kıvrımlarında uzanan

Sen Nehri’ne

Ulaşmaktı tek amacın

Salonda büfede duran

Eyfel Kulesi biçimindeki

Kolonya şişesine

 

Oyuncakların babası Sunay Akınının hayal gücünü geliştiren kişinin ise annesi olduğunu öğreniyoruz bir konuşmasında:

“Hayal gücüm çok kuvvetli idi. Sanırım, çocukluğumda okuduğum ansiklopedilerin hayal gücümün gelişmesinde katkısı büyük… Annem, her hafta sonu en güzel elbiselerimizi giydirir – bu arada kendisi de makyajını yapar, süslenir – ve bizi ansiklopedi almaya götürürdü… Milliyet Yayınları’nın mavi ciltli kitaplarına oyuncaklar da eşlik ederdi. Eve geldiğimizde annem derdi ki: “Çocuklar önce okuyun, sonra da okuduklarınızı oyunlaştırın. Bakalım nasıl oyunlar bulacaksınız?” (E Aylık Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, Şubat 2004)

Her şey hayallerle başlar bu hayatta. Sanat da, bilim de öncelikle hayal gücü ile gelişir. Anne ve babalarının özverisi ile hayal gücü solmayan yarının büyüklerine…

Melike Çelik
instagram:@mlkcelik

(Bu yazı ilk olarak 22.07.2017 tarihinde Kayseri Hakimiyet Gazetesinde yayınlanmıştır.)

(Visited 289 times, 1 visits today)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *