REÇEL VE KISIR

By in Hayat on 1 January 2019

Yıllar evvel Dücane Cündioğlu okumuş dindar kadını reçel üzerinden ötekileştirmiş ve bu kadınları reçel yapamayan İslamcı kadınlar olarak tanımlamıştı.  

Maalesef ki erkek egemenliğindeki toplumumuzda her ne kadar okuyup makam mevki sahibi de olsanız eğer dindar bir kadınsanız size biçilen rol, reçel yapmanız gerekliliği üzerinedir. Bu tanımın altında neler yok ki? 

Okumuş kadını diğer kadınlardan ayrıştırmakla kalmaz bir de size İslamcı kimliği vererek parçalara ayırır. Evinizi terk ederek modern toplum içerisinde yer almak istediğiniz için siz Müslüman değil İslamcısınızdır artık ve bu ayrım yalnızca başınızdaki örtüye bakılarak yapılır. Bu sathi düşüncenin asıl amacının kültürel değerlerin kaybolmasından endişe edilmesinden kaynaklandığını düşünmüyorum. Derine inildiğinde erkeklerin algısındaki dindar kadınların değişen rollerinden duydukları kaygı ve korkularını görüyorum. Kaldı ki aktif çalışma hayatının içinde olup hem çocuklarını çok güzel yetiştiren hem de mükemmel reçel yapan süper kadınlar tanıyorum.  

Diğer tarafta ise, çalışmayan kadın kısır üzerinden aşağılanıyor. Erkeklere ve hatta çoğu hemcinslerine göre ev hanımları, hiçbir değer üretmeyip yalnızca altın günlerine gitmek ve kısır yemekle itham ediliyor. Bu tanımlama “reçel yapamayan İslamcı kadınlar” gibi paramparça etmiyor kadınları ama tam ortadan ikiye bölüyor. Çalışan ya da çalışmayan kadın olmak!

Çoğu çalışan kadın her sabah, bir gün çalışmayacağı günün hayalini kurarak işe gidiyor. Çalışma hayatının ve para kazanmanın kendisine sağladığı olanakların yanı sıra;  modern yaşamın, erkeğin hayatını daha konforlu kılarken kadının yükünü iki katına çıkarmasını sorguluyor. Belki de bu yüzden ev hanımlarının kendisinden daha rahat hayatları olduğunu düşünerek içten içe kıskançlık yaşarken öğle aralarında salata bardan aldığı kısırı daha da iştahla yiyor.

Çalışmayan kadın ise kısır döngü içerisinde yaşadığını düşünerek çoğu zaman çalışma hayatına özeniyor. Çocuk yetiştirmek gibi muazzam kıymetli ve bir o kadar da zor olan bu görevin hiç kimse tarafından değer görmemesi, çalışmayan kadını daha da yıpratıyor. Hiç bitmeyen temizlik ve yemek koşturmacası içinde, belki de tek nefes aldığı arkadaş günlerinin başkaları tarafından eleştirilmesi onu daha da yalnızlaştırıyor. Oysa kısırından aldığı her kaşıkta, yaşadığı günlük kısır döngüyü biraz da olsa kırdığı için mutlu oluyor.  İnce bulgur, yeşillik ve salçanın kucaklaşmasının tadına yalnız damağında değil sosyal hayatın içinde de varıyor.  Kısıtlı imkânlarla hazırlandığı için kısır adını alan bu lezzetli Anadolu yemeği, adına inat ziyadesiyle hem karınları hem de gönülleri doyuruyor. Belki de muhtevasında acı, ekşi ve tuzlu gibi pek çok tadı bulundurduğundan her muhabbetin yanına yaraşıyor.

İster çalışsın ister çalışmasın, ister dindar isterse de ateist olsun; kadınlar ayrıştırılmak istemiyorlar. Pek çok kadının yaşadığı toplumsal sorunun karşısında dimdik durup birlik olmak istiyorlar. Ne reçel ne de kısır dertleri. Erkeklerin ve toplumun çizdiği çerçevelerin içine hapsedilmesinler yeter.

Melike Çelik
instagram:@mlkcelik

(Bu yazı ilk olarak 29.07.2017 tarihinde Kayseri Hakimiyet Gazetesinde yayınlanmıştır.)

(Visited 113 times, 1 visits today)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *