“Bana anlattıklarına göre”, diye konuşmaya başladı tüccar, “sen bilge biriymişsin, ama bir tüccarın yanında iş arıyormuşsun kendine. İş aradığına göre, geçim sıkıntısına düşmüş olmalısın?”

Ba-ba… Çoğu zaman bir çocuğun ağzından dökülen ilk kelimedir.  Her harfinde güven barındırır, sımsıkı sarar korur benliğinizi. Ardınızdaki görünmez dağdır, sırtınızdaki el. 

Lise yıllarında biyoloji okuyan herkes Lamarck’ın meşhur teorisini okumuştur. Bu teorinin birinci maddesine göre, vücudun fazla kullanılan organları gelişip büyüyecek, kullanılmayan organları ise körelecek veya ortadan kalkacaktır.

Lise yıllarında coğrafya dersinde öğrendiğimde şaşırdığım bir bilgi vardı. Güneşin dünyaya en yakın olduğu zaman 3 ocak (buna günberi deniyor)

‘Niyet ettim Rabbim senin rızan için bu yazıyı yazmaya’. Bu niyetle başladım bu yazıya. Ama yetmez dedim.

Gece aniden bastıran yağmurun; açık pencereden kulağıma gelen, ruhlarda huzura vesile olan, hiçbir çalgının çıkaramayacağı o müthiş melodisini dinliyordum.

Bugün içimde bir sıkıntı hissettim, yaşadığım bir olaya verdiğim iç tepkilerim hoşuma gitmemişti. Canım sıkıldı ve düşünmeye başladım, neden böyle bir ruh haleti içine girmiştim.